Haber: Süleyman Aydın
Malumunuz çözüm süreci ve şimdi “Terörsüz Türkiye” ile apayrı bir heyecan yaratan huzur ortamı ne denli başarılara evrildi izlenimi için, sahada iken, sorumuza cevap veren Siyasetçi, Kanaat Önderi ve Belediye Meclis Üyesi Yusuf Ziya Talay bir konuştu, pir konuştu.

Asıl sürecin çok farklı ilerleyeceğini belirterek şöyle konuştu:
” Silahların yakılması ile, meclis kararının alınması, yasaların çıkması , sürecin başarıya ulaşmayacağını düşünenler büyük bir hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Bu fedakarane çaba ve süreci ayakta alkışlamalıyız.Sayın Bahçeli’nin çağrısı ile vücuda gelen atmosfer, doğru şekilde yürütülmelidir. Meydanlarda mutluluk halayı çekmek için sabırsızlanıyorum. Sayın Cumhurbaşkanımızın inisiyatif alması, Abdullah Öcalan’ın iradesi de sonuca götürecektir. Bakınız; insanların çok fazla sorumluluk altına girmediği dönemlerde, verilen iftar yemeklerinde, Sayın Cumhurbaşkanımızın, bakanların gelişlerinde fotoğraf çekmek için sıraya giren kanaat önderlerinin duruma sağladığı katkı, selfi yapmaktan ve kişinin kendini göstermesinden öteye gitmez. Kaldı ki, kanaat önderlerinin bırakın bedenini , sırat köprüsünden geçmeyle eşdeğer bir sorumluluk altına girmesi gerekir. 20’şerli gruplarla boy göstermek fayda getirmez. Tek başına 20’şerli grupların içerisine girip, süreci anlatarak, insanları ikna edebilmelisiniz. Sorarım size? Siz tek başına her sokağa giren, her esnafla sohbet eden, yaşlının elini öpen, çaresize koşan bir siyasetçi, kanaat önderi gördünüz mü? Hayır! Ismarlama davet edilerek fotoğraf çekip paylaşımlarla başarılı olduklarını göstermeye çalışanlar, önce kendilerini sonra partilerini zor durumda bırakmaya çalışıyorlar. Belediye Başkan Yardımcısı iken, sırf kırsal kesimlere ulaşımımı sağlayabiliyor diye Renault Toros marka aracım vardı. Lüksten uzak, sorumluluk alanıma giren bölgelere gidiyor, dertleri ile dertleniyor, hastaları ziyaret ediyor, sorunları çözüyor ve evime dönüyordum. Yakıtım, yol boyunca yaptığım masraflar, eli boş gitmezdim; götürdüklerimin tamamını helal rızkımdan karşılıyordum. Belediyede içtiğim ve ikram ettiğim çay , içecek ve yemekleri bile cebimden ödüyordum. Yetimin hakkından asla kursağıma bir kuruş kul hakkı girmedi.

Konuştukça, daha çok sorumluluk altına girdiği de aleni olan Yusuf Ziya Talay’a neden toplu taşıma veya ticari taksi ile ulaşım noktalarına gitme tercihini sorduk. Kendisini tanıyanların dikkatini çektiğini belirtince de Renault Toros marka aracının da artık olmadığını ifade etti.

“Biz siyasetçiler ve kamu yetkilileri kıymetli halkımızın hizmetkarı olmakla mükellefiz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
” İl Meclis Üyesi, Belediye Meclis Üyesi gibi siyasi ve vatandaşın sorunlarının çözülmesi gereken görevlerde bulundum. Altını çizerek, üstüne basa basa söylemem gerekirse; hâlâ insana hizmetten başka gayem, sermayem mal varlığım yoktur. Değerli hemşehrilerimin de dikkatini çekmiş olduğu üzere, encümen toplantısına toplu taşıma veya ticari taksi ile gidiyorum. Saklamakta bir beis de görmüyorum çünkü, arabam yok. Kazanç olarak, mal varlığı edinme sevdasında asla değilim. Sabah erkenden çıkıp, çay ocaklarında yaşlı insanların hal hatırını sormak, dertleri ile dertlenmek, evde boş boş oturmaktan daha evladır. Biz her günümüzü vatandaşa hizmet ile geçirmezsek, çocuklarımıza ve torunlarımıza terörsüz, kaossuz, meleklerimizin güvenle gidebileceği okul olmaz. Kanaat önderi ve siyasetçi cümlesel olarak çok basit görünebilir ama, çok önemli ve kutsallık barındırır”

Mütevazi, alçak gönüllü, ırk, dil, din gözetmeksizin, 7’de 77’ye her insanla hemhal olan Talay’ın en bilinen yönü de herkesle kucaklaşması da aleni iken, dinlemeye devam ettik.
Tüm sermayesinin gönüllere dokunmak olduğunu söyleyen Talay, tam da bu günlerde gündem olan elim olaya dikkat çekti ve şöyle devam etti:
” Yıllarca gönüllere dokunmanın , ciddiyet ve samimiyetle gönüllere dokunmanın, birçok olayın önüne geçeceğini deklare ettim ve fiili olarak gerçekleştirdim. Kanaat önderi sıfatı ile, gönüllere dokunmak , kötülüklerden alıkoymaktır. Evde, büroda, kendi makamında oturarak kanaat önderi titresinin aslında bu ulvi misyonu layıkıyla yerine getirmeye aday kişilerin önünü kesmektir. Kuruşu kuruşuna çoluk çocuğumun nafakasından harcayarak , gerek siyasetçi olarak gerekse kanaat önderi olarak bana düşen görevleri ve çok daha fazlasını canı gönülden yaptım. Aç olana aş, hasta olana ilaç, toplumun sinir uçları ile oynanan oyunlar arifesinde, risk alarak insanları sakinleştirmek üzere, tek başınıza kalabalığın içerisine girmediğinizde olayların önünü alamazsınız. Bizler toplumun gönlüne dokunmazsak, babalar evlatlarının gönlüne dounmazsa , çok acı ve feci olaylar ortaya çıkar. Okullarımızda hayatını kaybeden çocukları kendi çocuklarımız gibi bilse idik, bir an bile evde oturmazdık. Bu konuyu neden sürekli zikrediyorum biliyor musunuz? Madem kanaat önderi veya siyasetçi, vekilim diyorsunuz; hakkını vermek zorundasınız. Bu görevi yaparken, gelir de beklemeyeceksiniz. Vatandaş veya iş insanı Yusuf olsam hadi neyse. İş öyle basit bir seviyede değil. Bunun ayırdına varsak, bu gün yaşanan hadise belki de olmazdı . Ülke olarak ciğerimizi parçaladı. Sermayemiz insana dayalı olmalı, mülke dayalı değil”

Spontane gelişen olaylara duyarlılık göstermek gerekir diyen Talay, olumlu sonuçlar için sürekli çaba farzdır diyerek şöyle konuşmaya devam etti:
“Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana birlik olmak için böyle bir zemin ve gereklilik oluşmamıştı. Dünya geneli, insanlığa hizmet eden bir anlayış ve iktidar iradesi vardır. Afrika’daki aç insanın, Filistin’de soykırıma maruz kalanın, Uluslararası Adalet Divanı’nda hakkı verilmeyenin umudu olmuşuz. Hatırlarsanız daha önce anlattıklarıma maruz kalan bir ülke iken, Rusya ve Ukrayna’da , Pakistan ve Afganistan’da, Amerika ve İran’da barışın umudu biziz. Düşünsenize garip gurebanın umudu, mazlumların umudu, barışın, özgürlüğün umudu ve bizzat yerine getireni olmuş bir iradenin sahibi olan Sayın Cumhurbaşkanımız var. Sayın Bahçeli’nin de duruşu ve çabasının yanında bize düşen görevleri fazlası ile yerine getirmemiz lazım. Canım pahasına, ailemle bu yola çıktım. Yeni süreç akamete uğramasın diye, odak bir kurumda olmama rağmen sahaya indim. Kâh ziyaretlerde, kâh düğünlerde, kâh hasta ziyaretlerinde, taziyelerde, kahvehanelerde kardeşlerimiz, gençlerimiz, acılarımız için mücadele ve ikna etmeye çalıştım. Yusuf Ziya Talay’ı halk otobüsülerinde, dolmuşlarda, ticari taksilerde görenler şaşırdı ve sormaya yeltenince şöyle bir tavırla karşılık verdim: Arkadaşlar, bu fırsat yüzyılın fırsatıdır. Bir daha böyle bir Cumhurbaşkanı, böyle bir fırsat olur mu bilmem. Samimiyetle barışın gelmesini, anaların gözyaşılarının ilelebet dinmesini sağlamalıyız. Bu konuda günün 24 saati bize yetmemeli. İpin ucu kaçarsa, fitne fücur hâkim olursa vay halimize.
Polis Haber Noktası-Haber Merkezi
GÜNDEM
19 Nisan 2026GÜNDEM
19 Nisan 2026GÜNDEM
19 Nisan 2026GÜNDEM
19 Nisan 2026ASAYİŞ
19 Nisan 2026ASAYİŞ
19 Nisan 2026ASAYİŞ
19 Nisan 2026
1
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
7836 kez okundu
2
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
7829 kez okundu
3
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
4777 kez okundu
4
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
4725 kez okundu
5
Nevruz Kutlamalarında 170 Kişi Gözaltına Alındı
2105 kez okundu