DOLAR 30,2888 0.37%
EURO 32,9632 0.46%
ALTIN 1.976,890,41
BITCOIN 12082260,54%
Diyarbakır

PARÇALI AZ BULUTLU

13:20

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Çocuklarımıza Yönelik Şiddet Artıyor: Toplumumuzun Geleceği Tehlikede mi?
19 okunma

Çocuklarımıza Yönelik Şiddet Artıyor: Toplumumuzun Geleceği Tehlikede mi?

ABONE OL
16 Nisan 2026 12:31
Çocuklarımıza Yönelik Şiddet Artıyor: Toplumumuzun Geleceği Tehlikede mi?
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Son dönemde ülkemizde geleceğimizin teminatı olan çocuklarımıza yönelik işlenen cinayet ve şiddet olaylarındaki artış, hepimizi derin bir endişeye sevk etmektedir. Narin Güran, Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku cinayetlerinin yarattığı acı hafızamızda henüz tazeyken, Şanlıurfa Siverek ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan okul saldırıları ile Adana, Samsun ve Mersin Tarsus ilçelerinde öğrencilerin okula silahla girme hadiseleri, “Türk toplumuna ve gençliğine yönelik bir saldırı mı var?” sorusunu akıllara getirmektedir.

Emniyet ve adli kayıtlara göre bu olayların büyük çoğunluğu bireysel kaynaklıdır. Terör bağlantısı tespit edilmemiş, “copycat etkisi” (taklit suç) riski taşıyan vakalar olarak değerlendirilmektedir. Ancak sayıların hızla artması, meseleyi basit bir “bireysel sapma” olarak görmemizi engellemektedir.

TÜİK Adli İstatistik verileri de üzücü bir tablo ortaya koymaktadır. Suça sürüklenen çocuk sayısı son yıllarda önemli oranda yükselmiş, cinayet suçuna karışan çocuklar arasında %131’lik bir artış kaydedilmiştir. Çocuk mağduriyetlerinde de yaralama, cinsel suç ve aile içi şiddet vakaları alarm verici seviyededir. Bu rakamlar, sorunun yapısal olduğunu göstermektedir.

Peki neden bu kadar çok çocuk hem fail hem de mağdur konumuna düşüyor? Bilimsel literatür bu soruya net cevaplar sunuyor:

  • Yoksulluk ve sosyal gerilim: Dezavantajlı bölgelerde büyüyen çocuklar, ekonomik sıkıntı, eğitimden kopma ve gelecek kaygısıyla “gerilim” yaşamakta, şiddeti bir çıkış yolu olarak görebilmektedir.
  • Aile içi şiddet döngüsü: Çocuklar, evlerinde tanık oldukları veya maruz kaldıkları şiddeti öğrenmekte ve dış dünyaya taşımaktadır.
  • Silah erişimindeki kolaylık: Kontrolsüz silah dolaşımı, özellikle gençlerde impulsif (dürtüsel) davranışları ölümcül sonuçlara dönüştürmektedir.
  • Mental sağlık hizmetlerindeki yetersizlik: Ruh sağlığı sorunları erken tespit edilip tedavi edilmediğinde, küçük kıvılcımlar büyük facialara yol açabilmektedir.
  • Medyanın etkisi: Yüksek profilli olayların yoğun ve detaylı şekilde işlenmesi, özellikle hassas yaş grubunda taklit eğilimini tetikleyebilmektedir.

“Bu olaylar organize bir toplumsal saldırı mı?” sorusuna gelince… Mevcut veriler ve Emniyet değerlendirmeleri böyle bir yapıyı doğrulamamaktadır. Ancak şunu açıkça söylemek gerekir: Toplum olarak çocuklarımızı koruyamadığımız, onlara güvenli bir gelecek sunamadığımız sürece, bu tür vahşi olaylar maalesef artmaya devam edecektir.

Artık duygusal tepkilerden öte, bilim temelli ve kararlı adımlar atmak zorundayız. Okullarda ruh sağlığı taramalarının yaygınlaştırılması, dezavantajlı mahallelerde erken müdahale programları, silah kontrolünün sıkılaştırılması, aile içi şiddet konusunda farkındalık ve rehabilitasyon çalışmaları, eğitim sistemimizin şiddeti önleyici bir yapıya kavuşturulması… Bunlar ertelenemez öncelikler haline gelmiştir.

Polis teşkilatı olarak yıllarca görev yapmış, bugün de polis emeklileri ve güvenlik camiası adına sesimizi yükselten biri olarak söylüyorum: Çocuklarımız bizim en kıymetli emanetimizdir. Onların can güvenliğini sağlamak, sadece güvenlik güçlerinin değil, tüm toplumun, devletin ve sivil toplumun ortak sorumluluğudur.

Geleceğimizi karartan bu karanlık tabloyu aydınlatmak için geç kalmayalım. Çocuklarımıza daha güvenli okullar, daha güçlü aileler ve daha umutlu bir Türkiye borçluyuz.

Allah’tan, kaybettiğimiz yavrularımıza rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

Senai Ergünöz

Polis Haber Noktası Gazetesi İmtiyaz Sahibi

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP