
Sevgili okurlarımız,
Bakın, son günlerde Güneydoğu’da olanlara bir göz attım ve “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili aklıma bazı sorular geldi. Sizinle de paylaşmak istedim.
Diyarbakır’da, Bağlar’daki Koşuyolu Parkı’nda 49 kişi için toplu taziye çadırı kurmuşlar. Bunlar daha önce güvenlik güçleriyle girdikleri çatışmalarda hayatını kaybedenler. Çadırın girişine “Şehid namırın” diye pankart asmışlar, içeride de benzer sloganlar atılıyormuş. DEM Parti’nin eş genel başkanı Tuncer Bakırhan da bazı milletvekilleriyle birlikte gitmiş. Aynı şekilde Çınar’da, Bismil’de de benzer çadırlar görülmüş. Van’da bir taziyede ise Öcalan posterleri ve bazı fotoğraflar açıldığı söyleniyor.
Şimdi düşünün… Sürecin yasal kısmı Meclis’ten yeni geçmişken, böyle görüntüler çıkması insanın aklına “Toplumsal zeminde gerçekten bir değişim var mı?” sorusunu getiriyor.
Aynı dönemde eski Diyarbakır Belediye Başkanı Mehdi Zana’nın cenazesi de oldu. Zana, döneminde siyasi faaliyetleri nedeniyle uzun yıllar hapis yatmış bir siyasetçiydi. Tabutu sarı-kırmızı-yeşil renklerde kumaşlarla sarılarak belediye önüne getirildi. Tören, kimlik sembollerinin belirgin olduğu bir atmosferde gerçekleşti.
Bir de Amedspor anketi çıktı. Kürt Çalışmaları Merkezi ile Rawest’in yaptığı araştırma. Yetişkin Kürtler arasında Amedspor’u birinci veya ikinci takım olarak görenlerin oranı yüzde 32’ye çıkmış. Destekçi sayısı da dört yılda 1 milyondan 4 milyona yükselmiş. İnsanların önemli kısmı “Kürt kimliğini temsil ediyor” diye desteklediklerini söylemiş.
Ben de bu anketi görünce şunu düşünmeden edemedim: Sporu, bir kulübü kimlik üzerinden ayrıştırıcı bir zemine çekmeye çalışmak, “Terörsüz Türkiye” hedefiyle ve kardeşlik iklimiyle örtüşmüyor. Amedspor’un Türkiye’nin bir futbol kulübü olarak kalması, herkesin ortak değeri olarak kalması gerektiğine inanıyorum. Bu tür yaklaşımlar, süreci güçlendirmek yerine gereksiz gerilim yaratma riski taşıyor.
Şimdi bunları yan yana koyunca ne çıkıyor? Bir tarafta “terör bitecek, birlik güçlenecek” deniyor, diğer tarafta yerelde hâlâ eski retorik devam ediyor, semboller öne çıkıyor, spor bile kimlik üzerinden okunuyor.
Yani süreç silah bırakma ve yasal düzenlemelerle ilerliyor ama toplumsal algıda, sembollerde, günlük pratiklerde aynı hızda bir dönüşüm görünmüyor. Bu da insanın aklına “Söylem ile pratik arasında hâlâ ciddi bir mesafe var” dedirtiyor.
Sizce bu tablo, sürecin toplumsal zemindeki karşılığını ve inandırıcılığını nasıl etkiliyor, sevgili okurlarımız?
Senai Ergünöz
GÜNDEM
05 Eylül 2026GÜNDEM
05 Eylül 2026GÜNDEM
05 Eylül 2026GÜNDEM
05 Eylül 2026ASAYİŞ
05 Eylül 2026ASAYİŞ
05 Eylül 2026ASAYİŞ
05 Eylül 2026
1
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
7973 kez okundu
2
Trump’tan seçim sonrası ilk mülakat
7968 kez okundu
3
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
4921 kez okundu
4
Avusturya başbakanı Sebastian Kurz ile ilgili bilinmeyenler
4786 kez okundu
5
Nevruz Kutlamalarında 170 Kişi Gözaltına Alındı
2236 kez okundu